Askerin kafasından kaç kurşun çıkarıldı?

Arkadaşını öldürüp İntihar ettiği iddia edilen gencin otopsi raporu ortalığı karıştırdı. İntihar ettiği belirtilen gencin kafasından 3 kurşun çıkarıldı.

17 Haziran 2015 Çarşamba 12:21
Ankara’nın Gölbaşı İlçesi Ahiboz Jandarma Karakolu’nda iki yıl önce 20 yaşındaki er Osman Denktaş göğsünden, aynı yaştaki er Uğur Özdel ise biri alnının ortasından olmak üzere kafasından 3 kurşunla vurularak öldü. Askeri savcılık Uğur Özdel’in Osman Denktaş’ı vurduktan sonra kafasına 3 el ateş ederek intihar ettiğini belirtip İlçe Jandarma Komutanı’nın da aralarında bulunduğu 5 şüpheli hakkında takipsizlik kararı verdi.
 
Ahiboz Karakolu’nda 27 Ağustos 2013 günü meydana gelen olayda Mardinli er Osman Denktaş göğsünden, Diyarbakırlı er Uğur Özdel ise alnının ortasından, sağ kaşından ve sağ yanağından olmak üzere 3 adet MP5 otomatik tabanca fişeği ile vurularak öldürüldü.
 
Olay yerinde 2 adet MP5 makinalı tabanca ve 6 adet boş kovan bulunurken Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Savcılığı, Gölbaşı Jandarma Komutanı Yüzbaşı Erkan Özçelik, Ahiboz Karakol Komutanı Başçavuş Serhan Gümüş, Uzman Çavuş Salih Korkut, Astsubay Recep Yalçın ve er Doğan Zorlu hakkında ‘İhmal suretiyle görevi kötüye kullanma’ iddiasıyla soruşturma başlattı. Soruşturmayı 20 ayda tamamlayan savcılık Uğur Özdel’in önce arkadaşını vurduğu, daha sonra tüfeği alnının ortasına tutarak kafasına 3 kurşun sıkıp intihar ettiği gerekçesiyle takipsizlik kararı verdi.
 
“İNTİHAR EDECEĞİM” DEDİĞİ GÜN SİLAHLI NÖBETE GÖNDERİLDİ
Kararda Gölbaşı Jandarma Komutanlığı’nda görev yapan Uğur Özdel’in isteği dışında olaydan 7 gün önce karakolu gönderildiği ve durumu karakoldaki rütbelilere sık sık ilettiği belirtildi. Baba Mustafa Özdel’in 2 kez komutanı arayarak durumu ilettiğini belirten savcı, Yüzbaşı Erkan Özçelik’in Uğur Özdel’in yerini değiştiremeyeceği cevabı verdiğini kaydetti. Karakoldaki askerlere “Ya karakoldan giderim, ya kendimle beraber 1-2 kişiyi götürürüm. Kendimi öldürürüm”diyen Uğur Özdel’in bu nedenle Osman Denktaş ile tartıştığını belirten savcı, ikili arasında sık sık gerginlik yaşandığını vurguladı.
 
Denktaş’ın başka bir askerin telefonu ile Uğur Özdel’e, küfürlü SMS attığını vurgulayan savcı, Özdel’in üst devrelerden zaman zaman baskı gördüğünü belirtti. Özdel ve Denktaş’ın küfürlü SMS nedeniyle tartıştığını ifade eden savcı, Özdel’in sık sık komutanlarına intihar edeceğini, hayattan bir beklentisi kalmadığını söylediğini kaydetti. Savcı, Karakol komutanı ve rütbelilerle görüştükten sonra silahlı şekilde nöbete gönderilen Özdel’ın intihar etmeyeceğini söyleyerek şüpheli Uzman Çavuş Salih Korkut’u yanılttığını vurguladı.
 
KENDİNİ ALNINDAN VURMUŞ
Özdel’in olay günü nizamiye yakınında Osman Denktaş’a hiç birşey söylemeden 5-6 metreden ateş ettiğini belirten savcı saniyeler sonra elindeki MP5 makinalı tabancayı kafasına dayayarak, silahı seri konuma alıp, kendi kafasına ateş ettiğini ve yere yığıldığını kaydetti. Özdel’in biri alnın tam ortasında olmak üzere kafasında 3 kurşun girişi olduğunu belirten savcı, Denktaş’ın ise göğsünden tek kurşunla vurulduğunu ifade etti.
 
SAVCI:GÜVENLİK KAMERASINA MÜDAHALE OLUP OLMADIĞI BİLİNMİYOR
2012 yılı Aralık ayında karakol güvenlik kameralarının arızalı olduğunun üst komutanlığa bildirildiğini belirten savcı, ödenek olmaması nedeniyle kayıt sisteminin onarılamadığını ve olay günü kameraların kayıt yapmadığını ifade etti. Eski kayıtların TÜBİTAK’ta incelendiğini belirten savcı, 2012-2013 yıllarına ait kayıt izi bulunamadığını söyledi. Kamera kayıtlarına müdahale olup olmadığının bilinmediğini vurgulayan savcı, kriminal incelemede 2011 yılına ait 2 günlük görüntülerin bulunduğunu belirtti.
 
NÖBETE ÇIKARILMASI TARTIŞILMALI
Uğur Özdel’e Beytepe Asker Hastanesi’nden ‘Geçirilmiş uyum bozukluğu’ tanısı konduğu, tedavi gerekmediği ve kıtasına sevkinin uygun olduğu şeklinde rapor verildiğini belirten savcı, Özdel’in askerliğini Ahiboz Karakolu’nda yapmak istemediğini söylemesi üzerine motive edici konuşmalar yapıldığını kaydetti. GATA’da hazırlanan raporda Uğur Özdel’in silahlı hizmette görevlendirilmesinde bir sorun bulunmadığı belirtilen kararda şu ifadelere yer verildi:
“Kendini ve arkadaşını öldüreceğine dair beyanı olan bir asker ile ilgili tedbir alınmasının uygun olacağı izahtan varestedir. İdari soruşturma raporunda Karakol Komutanı Serhan Gümüş ve Astsubay Recep Yalçın kusurlu bulunmuştur. Olayın doğrudan nedeni bilinmemektedir. Rütbelilerin intihara yönlendirici etkisi bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Askerin nöbete çıkarılıp çıkarılmama konusu tartışılmalıdır. Komutanın askerin ruhsal durumunu analiz edemediği görüşüne dayanarak ihmali olduğu neticesine varmak uygun değildir. Rütbelilerin intihar ve cinayetin önlenmesine yönelik ihmal ve kusuru olmadığı kanaatine varılmıştır.”
 
11 KİŞİLİK KARAKOLDA 3 ASKER SİLAHSIZ
Askeri Savcı şüphelilerin Uğur Özdel’in arkadaşını öldürmesine neden olabilecek veya intihara yönlendirecek bir eylemi bulunmadığını da vurguladı. 11 mevcutlu karakolda 3 askerin silahsız olduğunu belirten savcı, Uğur Özdel’in yerinin değiştirilmesi umudunu yitirmiş olması nedeniyle aralarında husumet bulunan Osman Denktaş’ı öldürerek intihar etmeye karar verdiğini kaydetti. Komutanlarını yanıltıp silahlı nöbete çıkan Özdel’in Osman Denktaş’a öldürmek için ateş ettiği kaydedilen kararda, Özdel’in daha sonra silahı seri konuma alarak alnına dayayıp ateş ettiği belirtildi. Başının 3 farklı yerinden öldürücü nitelikte yaralanan Özdel dışında kimseye yüklenecek bir kusur bulunmadığını belirten savcı, şüphelilerin herhangi bir kusuru bulunmaması nedeniyle takipsizlik kararı verildiğini belirtti.
 
OLAY İNFAZ OLARAK ADDEDİLMELİDİR
Özdel ailesinin avukatı Serkan Polat ise Kara Kuvvetleri Askeri Mahkemesi’ne dilekçe vererek eksik soruşturma nedeniyle takipsizlik kararının kaldırılmasını istedi. Soruşturmanın genişletilmesini isteyen Polat, “Olayda 3′üncü kişinin bulunması kuvvetle muhtemeldir. Takipsizlik kararı çelişkili tanık ifadeleri ile verilmiştir. Olay yeri tutanağı ve otopsi raporu değerlendirilmemiştir. Uğur’un vücudunda ikisi kasten öldürmeye delalet eden bitişik, diğeri yakın atış olmak üzere 3 mermi girişi vardır. Uğur’un öldürüldüğü şüphesi giderilmeden karar verilmiştir. Silahta sol el parmak izi varsa intihar mümkün değildir. Parmak izi sağ el yüzük ve baş parmak ise intihar imkansız olmakta ve olay tamamen infaz olarak addedilmelidir. Soruşturmanın devam etmesi gerekir. İdari soruşturmada komutanlara ceza verilmişken takipsizlik kararı yasaya aykırıdır. Psikolojik otopsi raporunda Uğur’un silahlı nöbet tutmasının sakıncalı olduğu belirtilmiştir. Osman öldüğü sırada yanında bulunan silah kendi silahı değildir. Olay yerinde kamera kayıtları bulunmamıştır. Askeri alanda kayıtların kaybolması kuvvetle muhtemeldir. Uğur’un psikolojik sorunlarının olduğu, zarar verme ihtimalinin bulunmasına rağmen silahlı nöbet tutturulmuştur. Askerde şüpheli ölümlerin tam aydınlatılmaması ailelerin vicdanını zedelenmektedir” dedi.
 
OĞLUMU ÖLDÜRDÜLER
Olayın üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen oğlunun mezarına gitmeyen ve mezarını yaptırmayan acılı baba Mustafa Özdel, Uğur’un tek erkek evladı olduğunu söyledi. Olay aydınlatılıncaya kadar oğlunun mezarını yaptırmayacağını ve ziyaret etmeyeceğini belirten Özdel, “3 çocuğum var. Uğur en büyükleri ve tek erkek evladımdı. Oğlumun öldürüldüğünü düşünüyorum. Oğlumu öldürdüler. Akrep bir silahın kafatasına sıkılması mümkün değil. Uğur o karakoldan şüphelendiğini ve başına birşey geleceğini düşünüyordu. Ben bölük komutanını arayıp tek oğlum olduğunu, onlara emanet ettiğimi ve eski yerine gönderilmesini çok rica ettim. Komutan “Ben de Antalya’ya gitmek istiyorum. O kadar yetkin varsa beni Antalya’ya gönder”dedi. Oğlum askere güle oynaya ve gönüllü gitti. Biz çöktük, adım attığımızda gözümüzün önünde. Allah’a havale ettik. Başka elimizden birşey gelmiyor. Nereye gitsek hepsi oğlumu kötülüyor. Yani bir plan yaptılar elbirliğiyle oğlumu öldürdüler. Ben araştırılmasını ve açığa çıkmasını istiyorum. Her kimse cezasını çeksin. Ama maalesef hepsi kendi aralarında plan yapmışlar, suçu bizim üstümüze yıkmışlar. Ben oğlumu asker ocağına gönderdim. Oğluma sahip çıkmadılar. Sonra cenazesini bana teslim ettiler. Orada hiç bir yetkili bizimle ilgilenmedi. Oğlum şehit sayılmadı ve bizi suçladılar. Neredeyse bize dava açacaklar. Hangi kapıyı çalsak yüzümüze kapanıyor”dedi.
Acılı anne Berfi Özdel ise sorumlulardan hesap sorulmasını istediğini belirterek, “Ben oğlumu askere gönderdim. Ance Allah’a sonra devlete emanet etmiştim. Onları da Allah’a havale ediyorum. İnşallah kanı yerde kalmasın. 2 yılda çok acılar yaşadık. Ben gördüm kimse bunu görmesin. Ben oğlumu devlete emanet etmiştim”dedi.