Rus uçağına ikaz engellendi mi?

Rus savaş uçağı düşürülmeden yapılan ikaz ve Türk F-16’larının kilitlemesi anında önemli bir şüphe ortaya çıktı: Rus uçağına dışarıdan elektronik karıştırma yapıldı mı? Yapıldıysa sinyal karıştırma yeteneğine sahip ülkeler hangileri?

11 Aralık 2015 Cuma 10:48

Aradan 5 gün geçmesine rağmen “İkazlar neden Rus uçağına ulaşmadı?” sorusu henüz aydınlatılamadı.

Türkiye, Rus uçağını düşürmeden önce “5 dakikada 10 kez ikaz ettik” açıklamasında ısrarcı. Düşürülen SU-24 Rus uçağının kurtulan pilotu ise Türkiye’nin kendilerini Türk hava sahasını ihlal ettikleri konusunda uyarmadığını defalarca belirtti.
Rus haber ajansı Ria Novosti’de yer alan habere göre pilot, “Herhangi bir uyarı yapılmadı. Ne bir telsiz bağlantısı ne de görsel uyarı. Hiçbir temas kurulmadı. Bu nedenle biz normal seyrimizde ilerliyorduk. Eğer bize bir uyarı yapılsaydı ya da kendilerini gösterselerdi... Ama hiçbir şey yoktu. Ve roket aniden bizim uçağın kuyruğuna geldi. Biz rokete karşı manevra yapmak için onu görsel olarak bile görmedik” dedi. 

ELEKTRONİK KARIŞTIRMA ŞÜPHESİ
Olayın ikinci boyutunda ise uyarıların ulaşmadığı Rus uçağının, Türk F-16’ları tarafından takibe alındığında radar güdümlü hava savunma füzelerinin “kilitlenmesi” sırasında sesli ve görüntülü olarak Rus pilotu ikaz eden sistemin çalışmadığı ortaya çıkıyor. 
İkaz ve kilitlemenin uçağa ulaşmamasında önemli bir şüphe ortaya çıkıyor. Rus uçağına dışarıdan elektronik baskı yapıldı mı? Yapıldıysa sinyal karıştırma yeteneğine sahip ülkeler hangileri?

GÖKTAŞ: KEYİFLE SEYREDİYORLAR
Konuyu emekli Türk Hava Kuvvetleri istihbarat albayı Ziya İlker Göktaş, şöyle değerlendirdi: “Düşen uçak Rusların Sukhoi firmasının ürettiği SU-24, NATO kodu Fencer olan uçak. Bu uçak neredeyse F-16’nın 2 katı büyüklükte ve bir bombardıman uçağı. Elektronik istihbarat ve keşif tipleri de mevcut. Savaş uçaklarında RWR (Radar Warning Receiver-Radar İkaz Alıcısı) olarak adlandırılan bir sistem var. Bu sistem, savaş uçaklarına, başka savaş uçaklarından veya yerden atılan radar güdümlü hava savunma füzelerinin kilitlenmesi durumunda sesli ve görüntülü olarak pilotu ikaz eden bir sistemdir. ‘Kilit atma’ uçak veya hava savunma füzelerinin hedef uçağa ateş etmeden önce gerçekleşen bir durumdur. Bu durumda hedef uçak; sert manevralar yapar aynı zamanda chaff (radar karıştırıcı küçük metal yapraklar) veya Flare (IR güdümlü füzeleri aldatmak için ısı yayan bir çeşit havai fişek benzeri sistem) atarak kendisini kilit atarak izleyen, radar ve füze sistemlerinden kurtulmaya çalışır.” 
“Rus uçağının düşürülmesinin ardından sınır ihlalini gösteren radar izleri yayınlandı. Ancak 10 defa ikaz edildiği söylenen SU-24 uçağının rotasını bu radar izlerinden de anlaşılacağı üzere hiç değiştirmediği görülüyor. Oysa kendisine F-16’lar tarafından kilit atılan uçağın en azından bu kilidi kırmak ve kaçınma yapmak için rotasını değiştirmesi beklenir. Rus uçağının hiçbir ikaza cevap vermemesi ve kaçınma yapmaması bana garip geliyor. Bu konuda F-16 uçaklarında bulunan VTR (Video Kayıt Sistemi) incelenirse karanlıkta kalan konular açıklığa kavuşabilir. Sonuç olarak Türkiye ile Rusya’yı birbirine düşürdüler ve keyifle seyrediyorlar.”

RADAR ÜSLERİ DE İKAZI DUYMADI
Bu şüpheli durumu emekli Hava Pilot Tümgeneral Beyazıt Karataş ise şöyle değerlendirdi: “F-16 hava-hava uçak radar seçeneklerini iki şekilde kullanırsınız. Birincisi, radarı aktif olarak kullanıp hedef uçağı kilitleyerek takip edersiniz, bu durumda karşı tarafın eğer RWR (Radar Warning Receiver-Radar İkaz Alıcısı) sistemi faal ise bu ikazı alması gerekir. İkincisi, hedefi pasif olarak, yani hedefe önceden kilit atmadan takip edersiniz, hedef eğer sizi radarında takip etmiyorsa ve radarlar tarafından da ikaz edilmemişse sizi fark etmeyecektir. Pasif teknikte atış öncesi kilit atar ve hemen atışınızı yaparsınız. Bu tekniklerden hangisini bizim pilotların uygulayıp uygulamadığını bilmiyorum. Telsiz çağrılarını havadaki Rus ve Suriye uçakları da mı duymadı? Suriye’deki Rus ve Suriye kontrol unsurları neden duymadı? Bu konuların incelemeler sırasında mutlaka ele alınacağını umuyorum. Putin ‘Sırtımızdan vurulduk’ Açıklamasını yapıyor. Bu ne demek! Türklerle anlaştık ve buradaki uçuşlarımız sırasında haber verdiğimiz zaman sorun olmayacaktı. Olayın meydana gelmesinden 2 ülke arasında Ekim 2015 ayı içerisinde yapılan koordinasyon çalışmalarının yeterli olmadığı anlaşılıyor. Bir kez daha tekrarlıyorum, her iki ülkenin farklı sistemler kullanmasından kaynaklanan olabilecek aksaklıkların yanı sıra bölgedeki uçuşları etkileyebilecek muhtemel elektronik etkilerin tekrar masaya yatırılarak incelenmesi olayın aydınlatılmasına katkı sağlayacaktır. Fakat bu koordinasyon ve iletişim eşiğinin şimdilik aşıldığını, Rusların bu olayı, Suriye’deki varlığını ve Esad rejimine desteğini sürdürmesinin yanı sıra Türkiye’ye baskı için kullanmaya devam edeceğini değerlendiriyorum.”

ABD, TÜRKİYE’YE İLETMEDİ
Tayyip Erdoğan günlerdir ısrarla “Rus uçağı olduğunu bilmiyorduk” açıklaması yaparken Başbakan Ahmet Davutoğlu “İletişim kazası” dedi. En son Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, düşürülen Rus uçağına ilişkin, “Eğer Rus uçağı olduğu bilinseydi böyle bir olay vukû bulmazdı” diye konuştu. Diğer yandan Putin “Düşürülen Rus SU-24 uçağının yer, zaman ve irtifa bilgilerinin ABD ile önceden paylaşıldığını” belirterek , “Öyleyse soruyorum, biz bu bilgileri neden ABD ile paylaştık? Ya ABD kendi müttefiklerinin ne yaptığını denetleyemiyor ya da sonucunu düşünmeden bu bilgileri bir kenara atıyor” ifadesini kullandı. Putin, “Bu bilgiler Türkiye’ye iletilmedi mi?” sorusunu gündeme getirdi. 
Eğer ABD, Türkiye’ye Rus uçaklarının uçuş rotasını iletmiş olsaydı, Genelkurmay’ın ifade ettiği anlamda bir “yanlış anlama” ortaya çıkmayacak, belki de Rus uçağı düşürülmeyecekti. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da bu eksende “Uluslararası bir provokasyonla karşı karşıyayız” açıklamasını yapmıştı.
 

Türkiye ile Rusya’nın çekişmesi
ABD’nin ekmeğine yağ sürecek


Aydınlık / Ankara
Ankara Rus uçağının düşürülmesinden sonra olaya ilişkin “hasar tespiti” ve “ihtimaliyat planlaması” yapmaya başladı. İki ülke arasındaki gerginliğin olası sonuçları Karadeniz, Boğazlar ve Akdeniz açısından hem Dışişleri Bakanlığı hem de Genelkurmay Başkanlığı’nda değerlendiriliyor. Türkiye’nin Suriye sınırında düşürdüğü Rus uçağıyla birlikte Karadeniz’de tüm deniz-hava askeri etkinliğini riske attığı görüşü ön plana çıktı. Rusya’nın, Ukrayna’daki kriz ile birlikte Kırım’ı ilhak etmesi, Karadeniz’de karasuları ve hava sahası rejimini fiilen değiştirmiş oldu.

TATBİKAT RİSKE GİRDİ
Türkiye daha önce donanmasını, Ukrayna’nın deniz yetki alanları içinde dolaştırabiliyordu. Rusya ile birlikte Karadeniz’de yürütülmekte olan Karadeniz Deniz İşbirliği Görev Grubu (BLACKSEAFOR) tatbikatının geleceği konusunda da soru işaretleri ortaya çıktı. Uçağın düşürülmesinden sonra Moskova yönetimi, Türkiye ile “askeri diyalogu” askıya aldı.

ABD GEMİLERİ SORUNU
Türkiye, Karadeniz’e girmek için “terörle mücadele ve güvenlik” konularını gerekçe gösteren ABD’ye, şimdiye kadar Karadeniz Deniz İşbirliği Görev Grubu’nu gösteriyordu. 
“Bölgede daha fazla ABD gemisine gerek yok, bu görev grubu Karadeniz’in güvenliğini sağlıyor” diyerek Washington yönetiminin baskısını bertaraf edebilmişti. Ancak Rusya’nın Türkiye ile askeri diyalogu askıya almasından sonra Türk donanmasının Karadeniz’de askeri etkinliğinin önemli ölçüde sınırlanması olasılığı ortaya çıktı. 
Ankara’da “ABD’nin ısrar ettiği Karadeniz’e girme talepleri gündeme gelebilir” değerlendirmesi öne çıkarken Montrö Sözleşmesi statüsünün tartışmaya açılıp açılmaması da gündeme gelebilir.

HAVA SAHASI SIKINTISI
Yine Ankara’da yapılan değerlendirmelerde, “Rusya, Doğu Akdeniz’de yüksek profil konuşlanmasıyla Türk Hava Kuvvetleri’nin Kıbrıs’ta karasuları-hava sahası dâhil coğrafi etkinliğini sınırlamak isteyecektir” görüşü de öne çıktı. Aynı şekilde, Türkiye’nin Lübnan ve Suriye açıklarında, Suriye sınırında, Suriye sınırına sıfır uçuşlarında da tehdit altında olabileceğine işaret edildi.

 

Deniz Yıldırım
denizseyirdefteri@gmail.com