İŞTE KIBRIS GERÇEĞİ

Kıbrıs konusu Cenevre'de ele alındı. Açıklamalar pembe bir tablo çiziyor. Ancak gerçek öyle mi? Ortadoğu Uzmanı Dr. Yeşim Demir işin perde arkasını yazdı.

12 Ocak 2017 Perşembe 10:00

Dr. Yeşim Demir, 9-12 Ocak tarihleri arasında Cenevre'de gerçekleştirilen Kıbrıs görüşmelerini değerlendirdi.

Kıbrıs'ın Türkiye için hayati öneme sahip olduğunun ancak son yıllarda gerekli hassasiyetin gösterilmediğini belirten Demir, şu görüşleri dile getirdi: " Yazılarımda sürekli Kıbrıs’ın, hem Türkiye hem de dünya açısından önemini vurgulamaya çalışıyorum. Kıbrıs konusu, 9- 12 Ocak 2017 tarihleri arasında Cenevre’de tekrar masaya yatırılıyor. Bu önemli gelişme doğrultusunda kısaca konuya tekrar dikkat çekmek istiyorum. Türkiye’ye yaklaşık 70 km. uzaklıktaki Kıbrıs, Doğu Akdeniz'de ve Ortadoğu'da çok önemli konumda yer alan bir devlettir. 1571 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun Ada’yı almasıyla Türk yerleşimi ve nüfusu oluşmaya başlamıştır. Bu tarihten itibaren adada Türkler ve Ortodoks Rumlar, Osmanlı İmparatorluğu’nun “Millet Sistemi” uygulaması çerçevesinde 1821 yılına kadar huzur ve barış içinde yaşamışlardır. Yunan isyanının başlaması ile ilk kez karşı karşıya gelmişlerdir. Bundan sonraki güvensizlik ortamı 1878 yılına kadar devam etmiştir. Osmanlı Devleti, İngiltere ile yaptığı Kıbrıs Sözleşmesi ile Kıbrıs gibi stratejik önemi olan bir yeri kaybetmiştir. İngiltere, bu sözleşmeye dayanarak Hristiyan azınlıklar lehine Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmaya başlamıştır. Osmanlı Devleti, Kıbrıs’ın idaresini İngiltere’ye bıraktıktan sonra ada Ermeni komitelerinin faaliyet alanı olmuş; güney sahillerimizden içeriye silah ve eşkıya sokulmasına engel olunamamış ve bunun sonucunda da Anadolu’da çok sayıda Ermeni isyanı yaşanmıştır. Kıbrıs, Anadolu’ya sokulmayı bekleyen silahlara depo ve Ermeni isyancıların eğitim aldığı bir kamp haline gelmiştir.  

 

Üç yüz yıl boyunca dalgalanan Türk bayrağı Rumların “Yaşasın İngiltere” söylemleriyle indirilmiştir. Sadece bayrak indirilmemiş, adanın idaresini alan İngiltere, Türklerin memuriyetlerine son vermiş, yüksek memuriyetlere Rumları getirmiştir. Amaç hem Türkleri idareden uzaklaştırmak hem de Rumları kendilerine daha çok bağlayarak adada Türklerin hâkimiyetine son vermekti. Bu uygulamalar sonucu ekonomik sıkıntıya düşen Türklerin ellerindeki malları Rumlara satmak zorunda kalmaları Türkleri adadan çıkarmanın en iyi yolu olmuştu.

 

Kıbrıs'ın, Türkiye için asıl önemi:

Doğu Akdeniz'in en kilit noktasında bulunan Kıbrıs, Türkiye'nin güney sahillerinin güvenliği açısından da çok önemli bir stratejik konuma sahiptir. Kıbrıs'ın, Ortadoğu’da ortaya çıkan kriz, gerginlik ve çatışmalarda önemli roller oynamış olması, bölgesel ve küresel, barış ve istikrar açısından öneminin de bir göstergesini teşkil etmektedir.

 

Kıbrıs, Akdeniz'de stratejik öneme sahip bir adadır. Akdeniz'in “Güvenlik Kalesi” ve “Enerji Havzası” olmaya adaydır."  

Lanse edilenin aksine Rumların gerçek taleplerinin çok daha vahim olduğunun altını çizen Demir, " Rumlar yeniden esir almak ve Türk bayrağını adadan silmek, indirmek istiyor" dedi.

Demir şunları söyledi: " Rumların istediği ne: Türkleri, azınlık durumuna getirecek planlar yaparak yeniden esir almak, ya da sınır dışı etmek, Ellerindeki mal varlıklarını alarak adanın tek sahibi olmak… Ama dilime bile almak istemediğim en acı durum ise adada ezanların okunamayacağı Şanlı Türk bayrağının indirileceği…  

Son pişmanlığın fayda etmeyeceğini görerek, görüşmeler sırasında taviz vermeden net tavrımızı ortaya koymalı, Bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığını korumalıyız. Bir Milleti “millet” yapan şeyler ortak dava ve değerleridir. Kıbrıs, bizim  “Milli Davamız” durumundadır.

Kıbrıslı Türkler, Türk Milletinin bir parçasıdır.  Bakın bir millete ait toprak parçasının ne kadar önemli olduğunu şu ifadelerden anlayabiliriz. Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş' a " Benim gömülecek toprağım yok. Senin Türkiyen, devletin var. Benim bir Türkiyem olmuş olsaydı, şimdi bu çektiklerimi çekmezdim" demişti. ''Kıbrıs'ta eğer aklımızı başımıza almaz, devletimizden, egemenliğimizden vazgeçersek, zannedersem gömülecek toprağımız bizim de olmayacak'' demiştir.  Kıbrıs, Mehmetçik ve Mücahitlerin zaferi ile kazanılmıştır. Kıbrıs, Girit olmayacaktır."