İŞTE ZEYTİN DÜŞMANLIĞININ TARİHİ...

Emperyalizm, nebati ve margarin yağ satmak için akla hayale gelmeyecek sinsi planlarla Türk tarımını değiştirdi.

31 Ocak 2017 Salı 00:38

Türkiye’nin fazla zeytin ve zeytinyağı üretmemesi için gizli anlaşmalar yapıldı..
Zeytinyağını kötülemek için özel türkü bestelendi, devlet radyosundan sürekli yayınlandı..
Nebati ve margarin yağ tüketimi için seferberlik yapıldı, sağlıklı diye halk kandırıldı..

Gazetemizin geçen haftaki manşetiydi.
“Zeytinlere kıymayın”
İbrahim Irmak, Ödemiş’teki asırlık zeytin ağaçlarının nasıl katledildiğini belgelemişti..
İçim sızlayarak okudum..
Bu ülkede 75 yıldır zeytine kıyılıyor..
Göz göre göre asırlık ağaçlar katlediliyor..
Oysa zeytin sağlık demek..
Zeytin bereket demek..
Zeytin uzun ömür demek..
Peki tüm bunlara rağmen neden bu ülke zeytinin değerini bilmiyor?..
Bunun nedeni eskilere dayanıyor..
1940lı yılların sonlarına..
İsterseniz şimdi gelin, ülkemizde zeytinin son 75 yıllık tarihine kısa bir göz atalım..

CUMHURİYETİN ZEYTİN SEFERBERLİĞİ..

Osmanlı’nın zeytin politikası yoktu..
Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte Türkiye’de zeytin kültürü yaygınlaşmaya başladı.
Bu artık bir devlet politikasıydı..
Yüzbinlerce zeytin ağacı dikildi.
Genç ziraat mühendisleri İtalya’ya zeytincilik eğitimine gönderildi..
Yalova’da başlayan seferberlik, Marmara, Ege ve tüm Akdeniz’e yayıldı..
İzmir Bornova’da Zeytincilik Araştırma Enstitüsü kuruldu..
Bilimsel çalışmalar yapıldı..
Ardından 3573 sayılı “Özel Zeytin Kanunu” çıkarıldı..
Üretim arttırıldı..
Cumhuriyet zeytine hak ettiği değeri veriyordu..
1940 yılında Türkiye’nin dünyaya ihraç ettiği en büyük 3 kalemden biri zeytin ve zeytinyağıydı..

EMPERYALİZM ZEYTİNE KARŞI..

Ancak, Cumhuriyetin zeytin seferberliği kısa sürdü..
1948 yılında Amerika ile imzalanan Marshall yardımı, sonun başlangıcı oldu..
Amerika dünyanın en büyük mısır üreticisiydi..
Aynı zamanda dünyanın en fazla soya yağı üreten ülkesi de..
Marshall anlaşmasına göre Türkiye her yıl Amerika’dan binlerce ton mısır ve soya yağı almak zorundaydı..
Bunun için de zeytin ve zeytin yağı üretimi azaltılmalıydı..
Demokrat Parti iktidarıyla birlikte devletin zeytin politikası rafa kalktı..
Amerika, Türkiye’nin zeytinyağı ihracatını yılda 10 bin tonla sınırladı..
Eğer zeytinyağı ihracatı 10 bin tonu aşarsa; Türkiye ABD’den aynı miktarda nebati yağ satın almak zorundaydı..
Çünkü Amerika nebati yağlarının satışının azalmasını istemiyordu..
Bunun üzerine yüzbinlerce zeytin ağacı kesildi, söküldü..
Zeytinlik alanlar imara açıldı..
Sağlıksız olmasına ragmen halka mısır, soya ve margarin yağı empoze edildi..

ZEYTİNE KARŞI MARGARİN YAĞ HAMLESİ

Amerikan emperyalizmi daha çok nebati ve margarin yağı satmak için Demokrat Parti iktidarına her türlü dayatmayı yaptı..
Türk insanı zeytin yağından soğutulup, mısır ve margarin yağa alışmalıydı..
Sinsi planlar yapıldı..
Zeytinyağı fazla ısınırsa, kanserojen olur yalanı ürettiler..
Yemeklerde zeytinyağı zararlı dediler..
Zeytinyağı ile asla kızartma yapmayın dediler..
Bu antizeytin kampanyası yapılırken, 5 Ocak 1953’te Bakırköy’de ilk yabancı margarin yağ fabrikası kuruldu..
Bizzat Amerika’nın katkılarıyla kurulan ve çok uluslu bir şirkete ait olan bu fabrikayı dönemin cumhurbaşkanı Celal Bayar açtı..
Haftada 70 ton margarin yağ üretildi ve sadece iç piyasada tüketildi..
Türk halkını sağlıksız margarin yağla tanıştıranlar gazetelere tam sayfa ilanlar verdi..
Ünlü sanatçılar ilanlarda margarin yağı övdü..
Artık ülkede “Zeytine hayır, mısır yağı ve margarine evet” seferberliği vardı..