Donanmada neler oluyor?

Ne mutlu ki, hala Amiral Çakmak’ın vizyonunu, birikimini, rotasını izleyen subaylarımız var…

02 Mayıs 2017 Salı 08:36

“Kan Uykusu” belgeselini bilirsiniz.

Terörle mücadele eden aslanların anılarının anlatıldığı belgesel.

İşte o belgeselde duayen Komutanlardan Erdal Sarızeybek anlatıyor:

“Birinci seçenek şudur; işte ben birlik Komutanıyım, emrime verilmiş askerler var, bunların hiçbirisi şehit olmasın, kışlasından dışarı çıkmasın, üstler de ne yapıyorsa yapsın, ben hiç şehit vermeden iki senemi doldurayım, buradan gideyim.

İkinci seçenek şudur; PKK terör örgütü Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına ve bekasına gerçekten bir tehdittir, bu tehdit yok edilmeden halkımız huzur içerisinde yaşayamaz. O halde elimdeki mevcut tüm kuvvetlerle bu teröristler neredeyse onları arayıp bulacağım ve yok edeceğim.

Birinci seçeneğin şahsi olarak bir ikbal duygusu içerisinde iseniz size riski yoktur. İki sene orada kalırsınız, iki sene sonra tayininiz çıkar batıya gelirsiniz, batıdaki arkadaşlarınızı da övünçle anlatırsınız. Dersiniz ki ben iki sene çok tehlikeli bölgelerde kaldım, hiç şehit vermedim ve döndüm. Ama sizin iki sene kaldığınız dönemde terörist örgüt tüm sorumluluk bölgenizde yapılanmıştır, eleman temin etmiştir, yollarınıza pusu kurmuştur, halkı öldürmüştür, size dokunmamıştır. Güçlenmiştir. Siz iki sene sonra oradan ayrıldığınızda sizin yerinize gelen komutan terörle mücadeleye kalktığı anda karşısında olması gerekenden daha güçlü bir tehditle karşı karşıya kalacak, belki daha çok şehit verecektir. Aslında o verilen şehitler sizin günahınız değil sizden önce terörle mücadele etmemiş olan kişilerin günahıdır.”

 

DÜN FARKLI MIYDI PEKİ

“İlk komutan tipini duyup böyle komutan mı olur?” dedik birçoğumuz.

Lakin kimse kızmasın, millet ne ise ordusu da odur!

Peki, o günlerden bugüne değişen ne var!

Koca bir hiç!

Dün farklı mıydı peki?

Sakarya meydan savaşında ordunun %60’ı cepheyi terk etmiştir. Albay Deli Halit’in Sakarya’da cepheden kaçan askerlere ateş etmesi bir masalın satırları değil!

Lakin, kalan %40 var ya… İşte onlar… Onlar bu milletin makus talihini değiştirenlerdir!

Bugün o % 40’ın torunları ile % 60’ın torunları arasındaki mücadele devam etmekte, inanın!

İstesen Ankara’daki sıcak odanda oturur, aybaşını bekler, sallar başını alırsın maaşını… Ülken adına herhangi bir hamle yapmak için batıdan bir işaret beklersin. Aman dersin, NATO’yu kızdırmayalım!

Kıblesi Brüksel olanlardan başka ne beklenebilir ki!

Ya da dünyaya Ankara’nın gözünden, o çorak topraklara hayat verenlerin, milli mücadele ruhunu taşıyanların gözünden bakarsın!

İşte ben o adama “Komutan” derim!

Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devletinin büyük bir devlet olduğunu, imparatorluk genine sahip askerlerden oluştuğunu bilen Komutanlar var, inanın!

Ömrünü FETÖ ve türevleri ile mücadele ile geçiren, bu millete canını vermek için bir an bile tereddüt etmeyecek kahramanlarımız var bizim!

Tarih şahittir.

Hem sahada, hem diplomasi masasında mücadele etmeyi asla bırakmayan, Mustafa Kemal’in üniformasını giydiğini bir an bile aklından çıkarmayan askerlerimiz var!

Örnek mi?

Güneydoğu’da yıllardır süren mücadele, hepimizin malumu. Kurşun üstüne koşan 20 yaşında gençlerimiz varken, biliyorum bu kısmını anlatmak zor.

Lakin, bilinmesi gerekiyor! O yüzden ben, herkesin gözünden kaçan tarafı anlatacağım.

Deniz Yıldızı-2017 tatbikatı.

Türk Deniz Kuvvetleri ateş gücünü tüm dünyaya gösterdi.

TCG Çanakkale denizaltısı, tarihimizde ilk kez suyun altından denizdeki suüstü hedefine Sub Harpoon güdümlü mermisi; Milli Gemi (Ada sınıfı) korvetlerin ilk gemisi TCG Heybeliada denizden kara hedeflerine de atılabilen Harpoon Block II güdümlü mermisi; TCG Gökçeada firkateyni hava hedeflerine karşı kullanılan SM-1 Block-6, TCG Fatih firkateyni NATO Sea Sparrow, TCG Büyükada korveti RAM, TCG Barbaros firkateyni Evolved Sea Sparrow füzesi atışlarını hava hedeflerine karşı gerçekleştirdi.

NE UNUTULMAZ BİR AN

“Dosta güven, düşmana korku” verdi!

Bitti mi? Bitmedi.

Geçtiğimiz hafta, Barbaros gemimiz, Kıbrıs’ın güneybatısında Baf açıklarında sismik araştırmalar yapmak için görevlendirildi. Deniz Kuvvetlerinin Komuta heyeti de oradaydı! Barbaros’a refakat eden Gaziantep fırkateynini  ziyaret ettiler.

Bir gemi personeli için ne tarihi, ne unutulmaz bir an!

Ve mesaj net: Doğu Akdeniz’de biz de varız! Bu milletin rızkını size bırakmayız!

***

Bu sismik araştırmaların bir sonraki adımı enerji sondajıdır. Görür müyüz?

Neden olmasın!

Benim bu ülkeden umudum var.

Ne demişti Mustafa Kemal: “Umutsuz durum yoktur, umutsuz insanlar vardır!”

Türkiye nihayet Doğu Akdeniz’deki enerji meselesinde ben de varım diyor işte!

Ne mutlu ki Türkiye’nin deniz alaka hak ve menfaatlerini koruyacak kadrolar hala var!

Ve sonuncusu,

24-25 Nisan 2017 tarihlerinde İstanbul Deniz müzesinde bir seminer yapıldı. Karadeniz’e kıyıdaş; Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Rusya Federasyonu ve Ukrayna’nın katıldığı “Denizcilik Alanında İş Birliği Semineri”!

Türk Deniz Kuvvetleri Karadeniz’e kıyısı olan 6 ülkeyi bir masaya davet etti. Hepsi davete icabet ettiler. Rusya ve Ukrayna Kırım krizinden sonra ilk kez aynı masa etrafındaydı.

Türk Deniz Kuvvetleri ev sahipliğinde!

Ne mutlu ki, diplomasiyi bilen, oya gibi işleyen, nakış gibi dokuyan bahriye subaylarımız var!

Tüm bu çaba Karadeniz’in tuzlu suyuna kan karışmasın diye…

Ülkemizin kuzeyinde ne olduğunu bilmediğimiz donanmalar cirit atmasın diye.

Karadeniz, gerginliklerin değil huzurun denizi olsun diye…

“The Cemaat” denen hain yapıdan arındıkça özüne dönen bir donanma görüyoruz.

Donanmanın genetik kodları su yüzene çıkıyor: Milli, diplomatik, öngören ve cesaretle harmanlanan bir vizyonun bu devletin çok önünde koşacağını göreceğiz! Yeter ki bu temizlik devam etsin!

Yeter ki, uzaktan kumandalı FETÖ ve türevi gibi yapılar bir daha o kutsal üniformanın içine giremesin!

***

“Ateş Gücü ”nü ve “Diplomasi Yeteneği”ni artırarak yoluna devam eden bu donanmayı görmek bana neyi hatırlattı biliyor musunuz?

Balyoz Şehidi Amiral Cem Aziz Çakmak’ı…

Cem Aziz Çakmak’ın elinde dosyası ile Genelkurmay’a Doğu Akdeniz’de hak ve menfaatlerimizi korumak için oluşturduğu “Akdeniz Kalkanı Harekatı” anlatmaya gittiği o günü…

Ne mutlu ki, hala Amiral Çakmak’ın vizyonunu, birikimini, rotasını izleyen subaylarımız var…

Ne mutlu ki, iki çeşit Komutandan makbul olanı hala var!

Ne mutlu ki, Cem Aziz Çakmaklar hala var!

 

Deniz Mehmet Irak

oda tv.com