AKDENİZ'DE TÜRKİYE'Yİ HEDEF ALAN SAVAŞ TATBİKATI

Lakin, dünya geriliyor. Küresel rekabet artarak tırmanıyor. Bir tarafta batı bloğu ve Arap dünyası, bir tarafta İran, Rusya, Katar ve Çin

11 Haziran 2017 Pazar 11:38

Şovenizm bugünün konusu değil.

Güç gösterisi hep oldu.

Absürt ama çim mesela…

Derebeylerinin, feodal ağaların gösteriş unsuruydu…

Tarım devrimi ile birlikte toprak ve feodal düzen dünyaya damgasını vurdu.

Verimli topraklara hükmeden derebeyleri ve ağalar insan sömürüsünün tarihe damga vuran örneklerini verdiler.

O kadar zenginim ki bu verimli topraklara çim ekiyorum!
Bu bayağılığın ve sömürünün bir sembolü de ABD başkanının Beyaz sarayıdır!

Bakınız, etrafı çimle kaplıdır!

Trump iktidara geldiğinde bir kısım rüzgarlar esmişti. ABD saldırgan tavrını terk edecek, ana kıtasına çekilecek ve yeni ABD dünyaya barış getirecek!

Oysa atlanılan şuydu: Beyaz Sarayın bahçesi hala çimle kaplıydı!

***

İşte bu Trump, ilk resmi seyahatini Suudi Arabistan’a yaptı.

Ardından da İsrail’e.

Ki bu İsrail 400 askeri ve Blackhawk helikopterleri ile Güney Kıbrıs’a Trodos dağlarına tatbikata gidiyor. Pazar günü başlayacaklar.

Planladıkları tatbikatta düşman olarak kimi oynayacaklar acep?

Meali: Doğu Akdeniz’de gözdağı. Hem de kara ve hava harekatı olarak!

Daha önce denizde oynanmıştı.

2012 yılında Yunanistan ve ABD tarafından gerçekleştirilen tatbikatta Doğu Akdeniz'de inşa edilmesi muhtemel doğalgaz sondaj sahalarının korunması ana tema yapılmış, Türk donanmasıyla benzer imkân kabiliyetlere sahip bir düşman tehdidine yönelik senaryo denenmişti.

Buna cevap bu seneki Deniz Kuvvetleri tatbikatlarında fazlası ile verildi sanırım.

Bu tatbikatın cevabı da verilecektir.

Kuzey Kıbrıs’ta bulunan Türk askerinin önemi belki şimdi daha iyi anlaşılır!

“Bir gece ansızın gelebilirim” şarkısını sıcak tutun.

Dosta güvendir. Gerisini düşman düşünsün.

RUSYA SURİYE’DEN NEDEN ÇIKMAYACAK

Gelelim Suud’lara. Herkesin malumu. Katar!

Çevrelendi. Mezhep çatışması üzerine kurulu, temelinde enerji ve küresel mücadele olan bir oyunun ilk adımları atılıyor.

Dün İpek ve Baharat Yolu dünyanın kaderini belirlerken, malum endüstri devrimi ile birlikte sahneyi petrol aldı. Bugün petrol ABD kontrolünde. Kimileri bu sisteme “petrodolar” sistemi diyor.

Ancak Katar ve İran’ın sahip olduğu doğalgaz yataklarında aynı hakimiyet söz konusu değil! Bir de buna Rusya eklenince, dünya doğalgaz rezervlerinin %50’sinden fazlası bir blokta toplanıyor.

Suriye’nin Katar gazını Türkiye’ye taşıma için ayak diremesi de cabası!

Rusya’nın neden Suriye’den çıkmayacağına bir yanıt daha.

Haliyle bu gelişmelere Sam amca kızıyor!

Buradaki temel sorun, bu ablukanın bir sonraki adımı ne olacak?

ABD, Suud sopasını göstererek neyi hedefliyor?

ABD’nin bu adımı İsrail’inkinden biraz daha farklı nitelendirilebilir. Bölgesel değil, küresel!

Enerji alanındaki Rus, İran, Katar yakınlaşmasına dahası Çin’in “bir kuşak bir yol” hamlesine bir yanıt olarak nitelendirilebilir. Çin bu hamle ile metayı ve tedarik zincirlerini kontrol edeceğini, dahası finans ihraç edeceğini açıkladı. ABD bu gelişmeyi film izler gibi izlemeyecek elbet!

ABD donanmasının yeni konuşlanma alanının Asya-Pasifik olarak ilanı ve Hint okyanusunun da bu çıkar alanının içene dahil edilmesi küresel yaklaşımının bir başka göstergesi.

Türkiye ile Rakka operasyonu üzerinden gerilen ilişkilerin bir de Katar düzleminde de gerileceği aşikar. Özellikle Katar’a asker gönderme kararı sonrası.

Ancak şurası kesin ki Türk Dışişleri ne ABD’yi, ne de Suudları karşısına almaz. Hele ki Suudlara milli fırkateynleri satmaya adım atmışken. Türk Dışişleri ne Katar’ı ne de Suudları terk edecektir.

Göreceğiz…

Gelelim Katar’da asker konuşlandırma meselesine.

Türk Donanmasının “Açık Denizlere Doğru” stratejisi hedefi ile inşa ettirdiği LHD ve yeni tip milli fırkateynleri düşündüğümüzde deniz aşırı bir ülkede askerimizin olması olumlu karşılanabilir. Lakin bu güç sembolik olmaktan öteye gidemez. Türk ekonomisinin de, donanmasının da halihazırda deniz aşırı bir güç aktarımına hazır olmadığı aşikar.

Diğer soru da, bu güç aktarımı yaklaşımı şu an gerekli mi?

Daha dibimizdeki adaların aidiyeti mevzusunda adım atamamışken, Arap dünyasına asker taşımak!

Tartışılmalı…

Diğer yandan, değerlendirme düzleminin ABD’nin oyun alanı olduğu göz önüne alınırsa bir sonraki hamlenin ne olacağını hesap ederek hareket etmeliyiz. ABD’nin İran kuşatmasına olur veremeyiz, vermemeliyiz.

Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’deki gelişmeler ve ABD’nin PYD ile işbirliği göz önüne alındığında ABD ile çıkarlarımızın çatıştığı aşikar. Bölgesel işbirliğine bu kadar ihtiyacımız varken, Suud trenine binemeyiz.

Lakin, dünya geriliyor. Küresel rekabet artarak tırmanıyor. Bir tarafta batı bloğu ve Arap dünyası, bir tarafta İran, Rusya, Katar ve Çin.

Silahlanma yarışı her geçen gün artacak. İsrail, GKRY, Yunanistan, Kuzey Suriye ve Irak.

Bizim için çember her geçen gün daralıyor sanki…

Ve tehdit nedense hep batı kaynaklı.

Belli ki, filler tepişecek, çimler ezilecek!

Deniz Mehmet Irak

Odatv.com