İşte yıllar sonra enkazdan çıkan ilk görüntüler

Yeşilköy Havalimanı’na alçalırken düşen Bursa uçağının enkazı hâlâ Marmara Denizi'nin derinliklerinde. Dalgıç Hüseyin Güngör, 42 kişinin öldüğü kazadan onca yıl sonra denizin 82 metre altındaki enkazı görüntüledi.

28 Nisan 2014 Pazartesi 13:31

 İzmir'den 42 yolcusuyla havalanan Bursa uçağı 30 Ocak 1975’te denize düştü. Tüm çabalara karşın hiçbir iz bulunamayan, tek bir kişinin bile kurtulamadığı uçağın çarpma anında kopan kanadı yıllar sonra balıkçı ağlarına takıldı. Dalgıç Hüseyin Güngör, iki yıl önce yaptığı keşif dalışıyla enkazı kaydetti.

Güngör gördüklerinin kendisini dehşete düşürdüğünü söylüyor:

“Uçak önce sol kanadını suya çarpıyor, o anda kanat parçalanıyor. Zaten balıkçıların bulduğu parçalar da bunlar. Sonra üçe parçalanan uçağın kuyruk kısmı 76 metrede. Ana gövde 82 metrede. Kafa kısmı da ana gövdeye 100 metre mesafede duruyor. Ana gövdede parçalanmış kişisel eşyalar, insan iskeletleri, kafatasları var..”

 KAMERA ENKAZA TAKILDI

Güngör, bekleme süreleriyle birlikte 70 dakikayı bulan ilk dalışta, bol görüntü çekmeye çalıştığını anlatıyor ancak görüntüleri çektiği kamerayı su üzerine çıkartamamış:

“Maalesef kamera orada kaldı. İki kılavuz ip kullandık. Bunlardan birini bizim için diğerini de Sony marka sualtı kameramız için kullandık. İlk indiğimiz anda ben ne kadar görüntü çekebildiysem çektim, yüzeye çıktım. Teknedeyken kameranın bağlı olduğu kılavuz ipi çektik, takıldı, bir iki derken boşa düştü. Yani yukarı çektiğimiz iple kalakaldık. Ben üzerimdeki mini kamerayla çıkarken kısacık da olsa biraz görüntü çekmiştim. İşte enkazın ilk görüntüleri de bu görüntüler. Bu kadarcık görüntü insanın üzerinde derin bir etki bırakmaya yetiyor"

Bu süreçte yaşanan gelişmeleri yakından takip eden ve uçağın hikayesinden çok etkilenen dalgıç Hüseyin Güngör, belgesel hazırlığında. İlk keşif dalışını Mayıs 2012’de yapan Güngör, ikinci dalış için de gün sayıyor.

Hazırlıkları tamamladıklarını ve son aşamaya geldiklerini kaydeden Güngör, önce kazazede yakınları ile biraraya gelecek. Onların da iznini aldıktan sonra kazazedelerin kişisel eşyalarını denizin altından çıkarmaya çalışacak. Güngör, "Bizi özellikle kazazedelerden işadamı Süreyya Atabey'in İngiliz eşi Diana Atabey çok motive etti. Eşinden görebileceği, dokunabileceği bir hatıra istiyor. Eminim diğer kazazede yakınları da bu konuda hemfikir" dedi.

 

 İSKELETLERİ ÇIKARTABİLİRİZ

Güngör, enkaz bölgesinde yapacakları ikinci dalışla belgeseli tamamlamayı planladıklarını, yetkililerin istemesi durumunda yolculara ait iskeletleri de çıkarabileceklerini söylüyor:

"Sonuçta çok acı kazayla Marmara Denizi, binlerce yıldır sakladığı gizemlerine bir yenisini ekledi. Aramaların sonuçları bütün umutların, bekleyişin yerini umutsuzluğa bıraktı. 42 hayat son buldu, geride sadece onlara ait anılar ve son vedalaşmalar kaldı. Geride kalanları, anıt mezarsız ve sonsuz denize fısıldanan dualarla geçen yıldönümlerine bıraktı. Bu belgeseli öncelikle Elif bebeğe ve bir mezar taşı bile olmayan diğer yolcuların geride bıraktıkları sevdiklerine hediye etmek ve artık gün ışığına çıkmalarını sağlamak için yapmak istiyoruz. Kimbilir o anda, sonrasında tamamen sessizliğe gömülen o çığlık anında durmuş bir kol saati bulurum.”

PİSTE İNERKEN IŞIKLAR SÖNDÜ

Kaptan pilot Mehmet Topçuoğlu ve ikinci kaptan Nusret Demirel eşliğinde 30 Ocak 1975'te havalanan THY 345 sefer sayılı F-28 tipi yolcu uçağı, Yeşilköy Havaalanı'na (Atatürk Havalimanı) inişe geçti. Ancak bu sırada pist ışıkları kesildi. Kayıtlara göre kule, geçici bir elektrik kesintisi olduğunu, birkaç dakika içinde sorunun çözüleceğini bildirdi. Bunun üzerine yeniden havalanan pilot, kuleye bir tur daha atıp yeniden piste döneceğini aktardı. Bu pilotun kule ile yaptığı son konuşma oldu. Kulenin tüm çağrılarına rağmen bir daha haber alınamayan uçak, ikinci iniş denemesi sırasında Yeşilköy sahili açıklarında Marmara Denizi'ne çakıldı. Uçaktaki 41 yolcu ve mürettebatın tamamı hayatını kaybetti. Kazadan sonra uçakta kayıtlarda görünmeyen bir bebeğin de olduğu anlaşıldı. Hostes Leyla Önal'ın bebeği Elif de hayatını kaybedenler arasındaydı. Fatih Terim'in eşi Fulya Terim'in babası Kamuran Aksu, Seyyal Taner'in kız kardeşi hostes Serap Özşahin de düşen uçaktaydı.

 8 YIL HİÇBİR İZ BULUNAMADI

Kazanın 4-5 saat sonrasında kurtarma ekipleri harekete geçti. Ancak kaza gece meydana geldiği için düştüğü noktayı gören hiçbir görgü tanığına ulaşılamadı. Tahmini düşüş noktalarının her yerinde arama yapıldı ama 45 günden fazla süren aramalar sonuçsuz kaldı. Enkazın bir parçasını, kazadan sekiz yıl sonra iki balıkçı tesadüfen buldu.

ÖNCE BABASINI, 34 YIL SONRA DA EŞİNİ KAYBETTİ

Yolcu yakınları her yıl 30 Ocak’ta Marmara sahilinde buluşuyor ve dualarla kaybettiklerini anıyor. Hayatını kaybedenlerin yakınlarından biri de uçağın pilotunun kızı Elçin İstektepe'ydi. İstektepe, pilot babası Mehmet Topçuoğlu'nu kaybettiği bu kazadan 34 yıl sonra yine benzer bir kazanın şokunu yaşadı. İstektepe, 25 Mart 2009’da Muhsin Yazıcıoğlu’nun öldüğü kazada helikopteri kullanan pilot Mustafa Kaya İstektepe'nin eşiydi. Kazada eşini de kaybeden İstektepe'ye telefonla ulaştık ama konuşmak istemediğini söyledi. “Yıllardır hiçbir yerde konuşmadım. Ben acımı içimde yaşamak istiyorum” demekle yetindi.

 

Kaynak: kokpit.aero